25 Şubat 2017 Cumartesi

Hiiç... İşte Öyle



Bir süredir yazmıyorum, yazamıyorum… Ne yazacağımı bilemiyorum. Dün sevgili Merih’in Atmosferinde blogunun sahibesi Merih bir e-mail yazmış: Nörüyon la, tamam acını yaşa ama kendini bırakma mealinde içimi ısıtan bir mesajdı.
Dünden beri düşünüyorum, yazacak ne kadar çok şey olmuş, ben hiçbir şeyi yazacak kadar önemsemiyorum… Belki hala acıyı içimde bitiremediğim için, belki gerçekten önemli bir şey olmadığı için.
Bildiğim bir şey varsa o da içimin kavrulduğu. Nedenini ne kendime ne de çevremdekilere açıklayamıyorum. Geçmişimi, başımdan gelip geçmiş olanları bilenler bu kadar acı çekmeme anlam veremiyorlar. Üzüntümü bitiremediğim için kızanlar, azarlayanlar bile var.
Bu gün neler oldu, neler yaptım? Bol bol Merih’in mesajına ne cevap vereyim diye düşündüm. Balkız’ın annesi Kezo Anneye çay içmeye diye gittim, üzülüyorum diye fırçalanıp hiçbir şey içmeden eve geri döndüm.
Myna, 427’ye buzdolabındaki meyveli maden suyunu tarif edip getirmesini istedi. Çıktığı keşif gezisinden eli boş dönen 427: “Dolapta o eşgalde bir şey yok!” deyip beş dakika sonra tarif edilen maden suyu şişesini kendi odalarında tekmeledi. Tekmeledi, çünkü Ejderha o maden suyunu odasında içmiş, şişeyi de yere duvar dibine bırakmış…
İkram beye markete gidilmesi gerektiğini söyleyince: “Yok mu bu işin kolayı?” diyor. “Hani ışınlanma olayı falan?” “ biraz sabret babacım, yakında pokemon gibi insanları toplara tıkıştırıp oradan oraya gönderirler, sen de rahat edersin.” Diyor sırıtarak Ejderha.
Ejderha ile sıkı bir dalaşmışız, herkes köşesine çekilmiş. İkram bey gaz veriyor: “Hatun bak ihtiyarlayınca sana bakmaz bu kızın, ona göre davran.” Ejderha lafa göbeğinden dalıyor: “Asıl sana bakmıycam. Annem benim iyiliğim için uğraşıyor, sen ha bire kızdırmaya çalışıyorsun. Git sana ablamlar baksın, ben anneme bakarım.” “E madem niye dalaşıyorsun annenle?” “Dalaşmadan anlaşamıyoruz biz anamla.”

Yaşadığım deneyimlerden sonra hayatı ti’ye almayı alışkanlık haline getiren, öğrendiğimden beri okumayı, lisedeki edebiyat öğretmenimin telkinlerinden sonra yazmayı hayatımın bir parçası yapmayı görev edinmiş bir faniyim.
BENZER YAYINLAR

12 yorum:

  1. İyi ki, Merih’in Atmosferi, e mail yollamış. Halinize hatırınıza sormuş. Üzgün, yorgun olmanıza üzüldüm. Olayların üst üste gelmesi gerçekten moral motivasyonumuzu etkiliyor. Aynı süreci bende bu dönem yaşıyorum. Sabır, şükür, inancımız daim olsun. Umarım en kısa zamanda mutlu, huzurlu, sağlıklı bir şekilde yaşarsınız.
    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Anlaşılmak güzel şey. Birlikte çabucak toparlanalım inşaallah.

      Sil
  2. Olsun bloglar güzel yine de.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bloglara uğrayacak enerjiyi bulsak daha çabuk geçecek de, işte o enerjiyi toplamaya çalışıyorum.

      Sil
  3. Sevgili calimero elbette seninde herkes gibi kendince sıkıntıların vardır hatta çok önemli de olabilir ama insan olarak bir şey yapamadığımız anlarda oluyor bu nedenle sahip olduğumuz değerlere bakıp şükretmek en önemlisi her blog da kendine özgü emek var severek takip ediyoruz ama senin blogundan en azından tebessüm ile ayrılıyoruz arkadaşım kendini çabuk toparla şu yazılarına geri dön . Her günün neşe ile geçsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler sevgili arkadaş, güzel sözlerin güç verdi.

      Sil
  4. Calimerom ben seni çok özledim...
    Ne zaman istersen o zaman gel..Biz seni bekleriz.
    daha öce yazdım mı ? Bilmiyorum.Ben babamı kaybettiğimde ağlama sesime kendim bile şaşırıp donup kalmıştım o ses benim sesim değildi 1O yaşında ki küçük kız halimin sesiydi,çünkü o zamanlar,ancak,kızlar babasız kalırlar,
    Ve ne yazık ki biz garip bir milletiz,1O yaşında bize büyük muamelesi yaptılar,ayıptı,kız kısmıdır söyle yap böyle yap.evlensede sorumluluğundan kurtulsak diye büyüttükleeri için çocukluğumuzu da yaşatmadılar.
    İşte o kızın çığlıkları canını acıtan.
    Yoksa sende biliyorsun yetişkin halinde babalarımıza çok da ihtiyaç duymadık.
    tam tersi yetişkin olduk onlar yaşlandı diye onlara yine biz baktık.
    Benim gibi seninde çok yaran var biliyorum.
    iyileşti sanıyoruz,aslında geçmemiş sadece kabuk bağlamış.
    Eee arada kabuk kalkınca da bilirsin yaralarla çok uğraşırsan azarmış.
    Ellemezsende geçermiş.
    yaranın kabuğunu kaldırıp kaldırmamak da sana kalmış arkadaşım.
    Çocuklar yaralarla oynamayı çok severer.
    .Yetişkin olunca yaralara dokunmaz insanlar.
    Sen de yetişkin olduğunda yaranın kabuğunu kaldırmamayı öğreneceksin.
    Bir an önce büyümeni dilerken,o küçük kızı öpüyor,anne kucağı tadında kucaklıyorum.
    Büyü ama içindeki çocuk saklı kalsın..Ki..Saklanbaç oynamaya devam edelim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin de başın sağ olsun. Yaralı yürekler birbirini çekiyor mu ne? Seni görmeden, bizzat tanımadan sevmiştim zaten, yara kardeşliğiymiş şimdi anladım...

      Sil
  5. Hayat bu. Acılar da var. Bundan sonra güzellikler göresin. Ama daha uzak kalma. Gördüğüme çok sevindim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaralarımı sararken özlemişim...

      Sil
  6. Yanıtlar
    1. Ebeet, ama senin kızçeler kadar değil:D

      Sil